Acısını Çıkarmak Deyim Midir, Atasözü Müdür?
İstanbul’da yaşayan bir genç yetişkin olarak, “acısını çıkarmak” gibi bir deyimi duymayan ya da kullanmayan birini bulmak oldukça zor. Ancak bu deyimin kökeni ve kullanımı hakkında bazen kendime sorular soruyorum: Acısını çıkarmak deyim mi, atasözü mü? Ya da aslında bu ifade sadece bir halk arasında dolaşan boş bir söz mü? Kendi kendime düşündüm de, aslında bu deyim ya da atasözü gibi görünen şey, çok daha derin bir anlam taşıyor olabilir. Gelin, bu soruyu birlikte inceleyelim ve hem dilin evrimini hem de toplumumuzdaki yeri üzerine kafa yoralım.
Acısını Çıkarmak: Deyim Mi, Atasözü Mü?
Başlangıçta sorunun basit bir cevabı var gibi görünüyor: “Acısını çıkarmak” kesinlikle bir deyimdir. Deyim, anlamı kelimelerinin toplamından farklı olan ve halk arasında yaygın şekilde kullanılan ifadelerdir. “Acısını çıkarmak” da tam olarak böyle bir ifade. İnsanların bir olay sonrası yaşadığı öfke veya mutsuzluğu dışarıya vurması anlamına gelir ve deyim olarak Türkçeye yerleşmiştir. Burada önemli olan, birinin başka birine karşı duyduğu öfkeyi, onu değil de başka birini ya da başka bir şeyleri hedef alarak çıkarmasıdır. Yani genellikle bir kişinin başına gelen kötü bir şeyin ya da kötü bir olayın “acısını” dolaylı yoldan başkasından çıkarması.
Bir yandan, deyim gibi görünen bu ifadeyi halk arasında çokça kullanıyoruz, ama peki ya atasözü kısmı? Atasözleri, halkın birikmiş deneyimlerinden süzülen, ders verici ve öğütleyici özlü sözlerdir. Yani halk arasında bir öğreti ya da deneyimin paylaşıldığı sözlerdir. “Acısını çıkarmak” daha çok bir eylemi anlatıyor ve içinde öğüt verme gibi bir yan yok. Yani net bir şekilde, atasözü olma kriterine uymuyor. O yüzden “acısını çıkarmak” deyimdir, atasözü değil.
Acısını Çıkarmak: Geçmişten Günümüze Anlamı
Bu deyimi düşündükçe, aslında geçmişten günümüze dilin nasıl evrildiğine dair bir fikir sahibi olmaya başlıyorum. Çünkü bu deyimin kökenleri çok eskiye dayanıyor olabilir. Belki de köylerde, küçük yerleşim yerlerinde, insanlar öfkelerini ya da sıkıntılarını atmak için sıkça kullanmışlardır. Birinin başına kötü bir şey geldiğinde, o kişiye karşı duyulan empati ya da onu rahatlatma isteğiyle oluşmuş olabilir. Ama zamanla, bu deyim çok daha farklı bir anlam taşımaya başladı. Günümüzde özellikle iş yerinde, sosyal medyada ya da arkadaş toplantılarında “acısını çıkarmak” daha çok, birinin sinirini başkasına çıkarması veya birinin yaptığı hataların bedelini başka birinin ödemesi gibi kullanılıyor.
Örneğin geçen gün işyerinde bir arkadaşım çok sinirliydi. Tüm gün boyunca üst üste birkaç kötü haber aldı ve sonunda sinirini bir şekilde çıkarmaya başladı. Ne oldu? Tabii ki de acısını çıkarmak deyimi devreye girdi. Birkaç kişiyle gereksiz yere tartıştı, sinirini onlardan çıkardı. O an aklımda bu deyimle ilgili çok şey canlandı. Gerçekten de sinirini dışarıya atmanın, birinin yaptığı hatayı başkasına mal etmenin, aslında ne kadar yaygın bir şey olduğunu fark ettim. Ama bu da bizi düşündürüyor: Bu doğru bir şey mi?
Günümüz Toplumunda Acısını Çıkarmak
Günümüz toplumunda, özellikle büyük şehirlerde yaşamın hızı, insanların stres seviyesi ve iletişim şekilleri “acısını çıkarmak” deyiminin oldukça yaygın olmasına sebep olmuş durumda. Birçok kişi, karşılaştığı olumsuzlukları ya da zorlayıcı durumları doğrudan başkalarına yansıtıyor. İstanbul’da, özellikle trafik çilesini çeken biri olarak, günde birkaç kez başkalarının sinirine “tanık” oluyorum. Toplu taşımada, trafikte ya da ofiste birinin sabır sınırları zorlanmışsa, “acısını çıkarmak” deyimi çok kısa bir sürede devreye giriyor. Bir bakıyorsunuz, kimse kimseye selam vermezken, birinin küçük bir bakışından ya da lafından dolayı diğer kişi sinirleniyor ve konuşmaya başlıyor. Bu, toplumun giderek daha fazla stresli ve gergin hale geldiğini gösteriyor. Ancak bunu çözmek çok kolay değil.
Acısını Çıkarmak ve Sosyal Adalet
Bunu daha derinlemesine düşündükçe, “acısını çıkarmak” deyiminin sadece kişisel bir durum olmadığını, toplumsal bir soruna da işaret ettiğini fark ediyorum. Özellikle işçi sınıfı, kadınlar ya da marjinal gruplar, sürekli olarak sistemin baskıları altında kalıyorlar. Toplumda hep “güçlü olanın” haklı olduğu bir anlayış var. Bu da demek oluyor ki, toplumda daha fazla gücü olmayan insanlar, acılarını çıkarmak için başkalarına yansıtma yoluna gidebiliyorlar. Acı, sinir, stres bu kişilerin ruh halinin bir parçası haline geliyor ve başkalarına yönlendirmek, daha fazla baskıyı hissettikçe, bir çeşit coping mekanizması haline geliyor. Bu, yalnızca bireysel değil, toplumsal eşitsizliklerin de bir sonucu.
Bu yüzden, “acısını çıkarmak” deyimi sosyal adalet perspektifinden de önemli bir yere sahip. Toplumda birbirini baskılayarak, öfkelerini dışarıya atmaya çalışan kişilerin yaşadığı yalnızlık, yoksulluk ya da dışlanmışlık gibi durumlar, bu deyimin ardında yatan ana sebepler olabilir. Çekişmeler, öfke patlamaları, sadece kişisel bir durumdan değil, toplumsal eşitsizliklerden kaynaklanıyor olabilir. İnsanlar daha fazla eşitlik, daha fazla anlayış, daha fazla empati istiyor. Bu da bazen acıyı başkalarına yansıtarak bir çözüm arayışına dönüşüyor.
Sonuçta Ne Anlama Geliyor?
Acısını çıkarmak deyimi, bir halk sözüdür, fakat derinlerde yatan anlamı çok daha geniştir. Bu deyim, zamanla sadece öfke ve stresin bir başka kişiye yönlendirilmesi olarak kullanılmakla kalmamış, toplumsal yapının stresli ve gergin ortamında da bir yansıma bulmuştur. Bazen de farkında olmadan, herkes bir şekilde hayatın zorluklarıyla baş etmeye çalışırken, kendini başka insanlara yönlendirir. Toplumun, iş dünyasının, sosyal yapının baskılarına karşı hissettiğimiz tüm bu “acıyı” başka insanlara çıkararak rahatlamaya çalışmak, aslında bir çeşit toplumsal sorun haline gelmiştir. Bu deyim, bir anlamda çözüm arayışı olabilir, ama çözüm yerine biriken acıların başka birilerine yönlendirilmesidir.
Bu sebeple, “acısını çıkarmak” deyimi, aslında bir tür içsel çatışma ve çözüm arayışının simgesidir. Belki de bu deyimi daha derin bir şekilde incelemeli ve onu sadece basit bir kelime grubu olarak görmek yerine, toplumun ruh halinin bir yansıması olarak anlamalıyız. Çünkü günün sonunda, acısını başkasından çıkarmak belki de hiçbirimizin çözüm bulamayacağı bir çare değildir.